Belfast'taki ırkçılık karşıtı gösterilere binlerce kişi katıldı

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 6 dk

Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta, hafta boyunca kentte yaşanan ve insanların evlerini, iş yerlerini ve araçlarını hedef alan şiddet olaylarının ardından 13 Haziran Cumartesi günü binlerce kişi ırkçılık karşıtı bir gösteri için bir araya geldi.

Olaylar, Pazartesi gecesi Belfast'ın kuzeyinde gerçekleşen ve bir kişinin ağır yaralandığı bıçaklı saldırının görüntülerinin sosyal medyada geniş şekilde paylaşılmasının ardından başlamıştı. Saldırıyla ilgili bir kişi hakkında cinayete teşebbüs suçlaması yöneltildi.

"Nefrete Karşı Birlikte" (Together Against Hate) adı verilen yürüyüş saat 13.00 civarında Belfast Belediye Binası önünde başladı.

Polis, kalabalığın güvenliğini sağlamak amacıyla kentteki bazı yolları trafiğe kapattı.

Gösteriye çeşitli siyasi partiler ve sendikalar da katıldı.

Katılımcılar arasında "Irkçılığa karşı mücadele edin", "Mülteciler hoş geldi" ve "Ayaklanmalar Belfast'ı temsil etmiyor" yazılı pankartlar taşıyanlar vardı.

Protesto, United Against Racism (Irkçılığa Karşı Birlik) adlı grup tarafından organize edildi.

'Tüm dünya Belfast'ı dehşet içinde izledi'

Belfast'taki etkinlikte kalabalık, "Yüksek sesle söyleyin, açıkça söyleyin, mülteciler burada hoş karşılanıyor. Belfast kimdir? Belfast biziz" sloganları attı.

Konuşmacılardan Ivanka Antova, "Bu hafta asla unutamayacağımız olaylara tanık olduk. Ailelerin ve küçük çocukların korku içinde evlerinden kaçtığı görüntüleri gördük. Güçlü ve varlıklı insanların çevrim içi platformlarını nasıl kullandığını da unutmayacağız" dedi.

Antova, son günlerde yaşanan olaylara değinmeden önce geçen haftaki bıçaklı saldırının mağduruna da geçmiş olsun dileklerini iletti.

"Bütün dünya Belfast'ı dehşet içinde izledi. Irkçı pogromlarda meşru hiçbir taraf yoktur ve kentimizde ırkçılığa yer yoktur" diye konuştu.

Ayrıca, insanları güvenli bölgelere taşıyan, yemek dağıtan ve korku içindeki topluluklara destek veren yüzlerce gönüllüye dayanışma mesajı gönderdi.

'Irkçılığı besleyen yoksullukla mücadele için kaynak gerekli'

İrlanda Sendikalar Kongresi'nden (Irish Congress of Trade Unions) Carmel Gates ise şiddet olaylarının ardından ortaya çıkan sorunlarla ilgilenen sağlık çalışanlarını, itfaiyecileri, otobüs şoförlerini ve öğretmenleri övdü.

Gates, "Bir hükümet bakanından telefon aldım ve ne yapabileceklerini sordu. Westminster'ın pratikte yapabileceği tek şey, ırkçılığı besleyen yoksullukla mücadele için kaynak sağlamaktır" dedi.

Aşırı sağa yönelik mesajının ise "Topluluklarımızı terk edin" olduğunu söyledi.

"Topluluklarımızda size yer vermeyeceğiz" diyen Gates, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu toplumda yeterince bölünme yaşadık, yeterince mezhepçilik gördük ve ırkçılığa da tahammül etmeyeceğiz."

Gates ayrıca kalabalığa, "İşçi hakları göçmen haklarıdır; aynı mücadele, aynı kavga" sloganını attırdı.

Konuşmacıların bir kısmı, polis teşkilatını ve Kuzey İrlanda'daki siyasi kurumları da eleştirdi. Şiddet ve yıldırma olaylarına karşı verilen yanıtın koordinasyonunun büyük ölçüde mülteci kadınlara ve yerel gruplara bırakıldığını savundular.

Şu ana kadar polis 23 kişiyi gözaltına aldı. Bunlardan 17'si hakkında dava açıldı, beş kişi kefaletle serbest bırakıldı ve bir kişi hakkında da dosya Kamu Savcılığı Servisi'ne (PPS) gönderildi.

Ne olmuştu?

Birleşik Krallık'ı oluşturan ülkelerden Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast, 8 Haziran Pazartesi gecesi gerçekleşen bir bıçaklı saldırının ardından patlak veren şiddet eylemleriyle sarsıldı.

Üst üste gecelerde süren eylemlerde 10'dan fazla polis yaralandı. Polis kalabalığı dağıtmak için bir tazyikli su aracı kullandı.

9 Haziran'da Belfast'ın kuzey mahallelerinde yüzleri maskeli kişilerin sokaklardaki eylemleri sırasında bazı evler ve araçlar ateşe verildi, kentteki toplu ulaşım neredeyse tamamen durduruldu.

Belfast dışındaki yerleşimlerde de bazı mahallelerde insanlar evlerini terk etmek zorunda kaldı. Çıkan yangınları söndürmek için itfaiye ekipleri uzun saatler çalıştı.

Kuzey İrlanda Bakanı Hilary Benn, şiddet olaylarının yaşandığı gecelerin ardından Kuzey İrlanda'da "etnik azınlık grupları arasında bir korku havası yayıldığını" belirtti.

Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı, insanlara sosyal medyada ifade edilen görüşlerin "akıntısına kapılmamaları" çağrısında bulundu.

Olayların fitilini ateşleyen bıçaklı saldırı 8 Haziran Pazartesi yerel saatle 22.30 sularında gerçekleşti.

30 yaşındaki Sudanlı bir erkeğin saldırısıyla, 40'lı yaşlarındaki bir başka erkek gözlerinde, boynunda ve sırtında ciddi yaralanmalarla hastaneye kaldırıldı.

Zanlı, ciddi yaralanmalara neden olan bıçaklı saldırı nedeniyle cinayete teşebbüs suçlamasıyla mahkemeye çıktı. Saldırgan ayrıca kamusal alanda bıçak bulundurmak ve öldürme tehdidiyle de suçlanıyor.

Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı, saldırıya tepki olarak Kuzey İrlanda genelinde "yer yer kamu düzenini bozucu olaylar" yaşanmasının ardından itidal çağrısında bulundu.

Saldırıya uğrayan Stephen Ogilvie'nin ailesi bir açıklama yaparak, yaşadıkları "korkunç trajedinin insanları bölmek ve düşmanlıkları körüklemek için kullanılmasını istemediklerini" söyledi.

Aile, "sosyal medyada yayılan yanlış bilgilere" yanıt olarak, Ogilvie'nin durumunun "istikrarlı" olduğunu "açıklığa kavuşturmak" zorunda hissettiklerini belirtti.

Aile ayrıca "ilerlemenin tek yolu olarak barışçıl protestolara" çağrıda bulundu ve "ülkemize son derece değerli katkılarda bulunan birçok göçmen" olduğunu söyledi.

Polis, kimliklerini tespit etmek amacıyla şiddet olaylarına karışan kişilerin fotoğraflarını yayımladı.

Emniyet Müdürü Jon Boutcher, olaylara karışanların yasalar çerçevesinde cezalandırılacağını vurguladı.

Eylemlerin başladığı ilk gece Londonderry, Antrim, Newtownabbey, Ballymena, Bangor ve Belfast dahil olmak üzere çeşitli bölgelerde eylemciler toplandı.

Bazı protestolar barışçıl şekilde geçerken, bazı bölgelerde şiddet yaşandı.

Ballyclare'de aralarında bir Türk berberinin de olduğu bazı dükkanların camları kırıldı.

Doğu Belfast'taki Lendrick Street'te olaylara tanık olan bir kişi, "Yolda arabalar ateşe verildi ve ateş evime sıçradı. Maskeli kişiler kapıları kırıyordu" dedi.

Yaklaşık 100 maskeli kişiden oluşan bir grup, doğu Belfast'taki Newtownards Road'ta kapıları tekmeledi ve bazı evlerin camlarını kırdı.

Aynı yolda bir çöp konteyneri ve bir otobüs de ateşe verildi.

Ulster Birlik Partisi (UUP) lideri Jon Burrows, bunun "utanç verici bir manzara" olduğunu ve Newtownards Road'daki maskeli kişilerin çoğunun genç olduğunu söyledi.

Belfast'ın batısında bir polis aracına saldırıldı ve Crumlin Road'un hemen dışında çok sayıda ev ateşe verildi.

Bağımsız milletvekili Doug Beattie, ofisine dönerken polis aracının yandığını gördüğünü söyledi: "Tepkiyi polise ya da masum halka yöneltmek ters teper ve kınanmalıdır."

Salı günü erken saatlerde, Kuzey İrlanda'nın beş ana partisinin liderleri, "dehşet verici olay"ı kınamakta "birleştiklerini" belirten bir açıklama yayımladı.

Olaylar başladıktan sonra, Kuzey İrlanda özerk yönetimi başbakanı Michelle O'Neill, "maskeli grupların aileleri evlerinden çıkararak evlerini yakmasını" "tam anlamıyla zorbalık" olarak nitelendirdi.

"Kuzey Belfast'taki saldırı iğrenç ve yanlıştı ancak bunun, masum insanları hedef almak ve saldırmak için kullanılmasına yönelik tehlikeli girişimler var" diye ekledi.

Adalet Bakanı Naomi Long, Kuzey İrlanda'da "maskeli zorbalara" yer olmadığını söyledi.

Saldırgan kimdi?

Sudan kökenli 30 yaşındaki saldırgan Hadi Alodid, ciddi yaralanmalara neden olan saldırı nedeniyle cinayete teşebbüs suçlamasıyla Çarşamba günü mahkemeye çıktı.

Polisler olay yerinde yemek bıçağı olduğunu düşündükleri bir nesne bulduklarını söylediler.

İçişleri Bakanlığı'na göre Alodid 2023 yılında Birleşik Krallık'a giriş yaptı ve aynı yıl mülteci statüsü aldı. Zanlının 2028 yılına kadar Birleşik Krallık'ta kalma izni bulunduğu açıklandı.

Polis başkomiseri, zanlının Sudan'dan Paris'e, oradan Dublin'e uçtuğunu ve ardından 10 Şubat 2023'te otobüsle Belfast'a geçerek sığınma talebinde bulunduğunu anladıklarını söyledi.

Polis zanlının bir suç geçmişi olmadığını ve ulusal güvenlik veritabanlarında herhangi bir kaydının bulunmadığını da ekledi.